|
1 - SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM ***
2 - BANA DERLER FOSFORLU ***
3 - ARIM BALIM PETEĞİM***
4 - ACELE KOCA ARANIYOR***
5 - SONBAHAR RÜZGARLARI***
6 - SEVMEK VE ÖLMEK ZAMANI ***
7 - HAYATIM SANA FEDA ***
8 - DERT BENDE ***
9 - KAHVECİ GÜZELİ ***
10 - AÇLIK***
11 - ZULÜM***
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM ***
***Yönetmen : Atıf Yılmaz *** Oyuncular : Türkan Şoray , Kadir İnanır , Ahmet Mekin*** Kamyonuna aşık şoför İlyas, namı diğer İstanbul''''lu; Al Yazmalı Asya''''sına ilk görüşte aşık olur ama bu pervasız gencin sevdası, günün birinde Asya''''sını ve oğlu Samet''''i terk etmesiyle, yürek kabartan bir son bulur, yollarda belki döner diye beklediği İlyas''''a kavuşmayı dilerken, ona sahip çıkan ve oğluna babalık yapan Cemşit''''in varlığıyla huzur bulur. Aşkına inancıyla, yıllar sonra çıkagelen büyük aşkı İlyas ile kendisine kıymet, çocuğuna emek veren Cemşit arasında kararsız kalan Asya, kendi kendine sorar; SEVGİ NEDİR?...
***BANA DERLER FOSFORLU ***
Bir kadınla, onu paylaşamayan iki erkeğin öyküsü. ***YÖNETMEN ...: Ertem Göreç Senaryo: Burhan Bolan-Bülent Oran-Muzaffer Arslan ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Engin Çağlar - Önder Somer - Muhterem Nur - Mine Soley - Münir Özkul - Renan Fosforoğlu
***ARIM BALIM PETEĞİM***
Özel dedektiflik yapan Ahmet Bey, kızı Zeynep'le beraber yaşamaktadır. Kıskanç bir koca, kendisini aldatan karısını yakalamak için Ahmet'le anlaşır.Kıskanç koca, karısının aşığı olan Harun adlı adamı öldürmeyi planlamaktadır. ***YÖNETMEN ...: Muzaffer Arslan Senaryo: Bülent Oran ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Cüneyt Arkın - Münir Özkul - Aynur Aydan - Cevat Kurtuluş - Sami Hazinses - Aziz Basmacı - Ergun Köknar - Kayhan Yıldızoğlu - Semih Sezerli - Aynur Aydan
***ACELE KOCA ARANIYOR***
Bir gemi kazasıyla başlayan filmde, kazada öldüğü sanılan kahramanımız yeni bir kimlikle hayata döner ve dul eşiyle ikinci kez evlenir. Kahramanımız bu yeni kimliğiyle çevresindeki insanların gerçek yüzünü öğrenecektir. ***YÖNETMEN ...: Muzaffer Arslan Senaryo: Muzaffer Arslan ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Bülent Kayabaş - Deniz Erkanat - Mürüvvet Sim - Sami Hazinses - Cevat Kurtuluş - Hulusi Kentmen
***SONBAHAR RÜZGARLARI***
Sevdiği deniz teğmeni ile evlenecekleri sırada kaza geçirip, yıllar sonra da şarkıcı olan bir kadının dramatik öyküsü ***YÖNETMEN ...: Mehmet Dinler Senaryo: Bülent Oran ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray (Nalan) - Ediz Hun (Kemal Arslan) - Önder Somer (Faruk) - Fatma Karanfil (Fatma) - Çolpan İlkan - Nubar Terziyon - Feri Cansel - Gülgün Erdem (Aliye) - Aydın Tezel - M. Metin Bükey
***SEVMEK VE ÖLMEK ZAMANI ***
Bir komplo sonucu işlediği suçtan hapse girip sonra da kaçıp intikamını alan motosiklet akrobatı bir gencin öyküsü. ***YÖNETMEN ...: Halit Refiğ Senaryo: Bülent Oran ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Murat Soydan - Zuhal Aktan - Yalçın Gülhan
***HAYATIM SANA FEDA ***
Gözleri görmeyen bir kızla bir bestekarın hayatları kesişir. Kör kız yeniden yaşama sevincini kazanırken genç adam da gerçek sevgiyi tadar. ***YÖNETMEN ...: Muzaffer Arslan Senaryo: Muzaffer Arslan - Erdoğan Tünaş - Orhan Elmas - Bülent Oran ***OYUNCULAR...: Cüneyt Arkın - Türkan Şoray - Münir Özkul - Gülgün Erdem - Kayhan Yıldızoğlu - Aynur Aydan - Semih Serezli
***DERT BENDE ***
Birbirine zıt karakterde olmalarına rağmen iyi anlaşan iki kız kardeş Süreyya ve Fatma, anne babalarını kaybettikten sonra amcalarının himayesinde büyümüştür. İçine kapanık bir genç kız olan Süreyya sık sık sevgili değiştiren Fatma' nın sevgililerinden birine aşık olur... ***YÖNETMEN ...: Orhan Elmas Senaryo: Bülent Oran ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Murat Soydan - Esin Engin - Ömercik- Meral Zeren -Nihat Ziyalan
***KAHVECİ GÜZELİ ***
Büyük bir otelde kahvecilik yapan güzel bir kızla, ona aşık olup Kore savaşında gözlerini yitiren bir gazetecinin öyküsü. ***YÖNETMEN ...: Muzaffer Arslan Senaryo: Bülent Oran - Fikret Anıt ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Murat Soydan - Yusuf Sezgin - Pervin Par - Muzaffer Tema - Nedret Güvenç - Ayfer Feray - Cevat Kurtuluş
***ZULÜM ***
Bir şarkıcı kadınla ona aşık olan biri gazinocu, diğeri bestekar iki kardeşin sevda öyküsü... Filmin sonunda 'Diyet" e benzer bir bölüm var. 1972' de Antalya'da (en iyi film ve yönetmen dahil) dört Altın Portakal kazanmıştır.*** 9. Antalya Altın Portakal Film Festivali en iyi film-En iyi yön. "Atıf Yılmaz"-En iyi görüntü yön. "Cengiz Tacer" En iyi erkek oyuncu "Murat Soydan" ***YÖNETMEN ...: Atıf Yılmaz BatıbekiSenaryo: Muzaffer Aslan ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray-Kartal Tibet-Murat Soydan-Kayhan Yıldızoğlu-Nedret Güvenç- Yılmaz Gruda-Nezihe Güler-Necdet Yakın-Tuna Tunç
***AÇLIK ***
Meryem köyün ağasının evlatlığıdır. Ağa, Meryem'e tecavüz eder ve daha sonra Meryem' i köyden Hasan adlı bir gençle evlendirir. Hasan çalışmak için İstanbul' a gider, Meryem yalnız kalır. ***YÖNETMEN ...: Bilge Olgaç Senaryo: Bilge Olgaç ***OYUNCULAR...: Türkan Şoray - Mehmet Keskinoğlu - Mümtaz Ener - Hüseyin Kutman - Tuncer Necimoğlu - Birtane Güngör - Zeynep Ramazanoğlu - Benan Öz
************MERAKLISI İÇİN , TÜRKAN ŞORAY HAKKINDA BİLGİLER**********
28 Haziran 1945'de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı. 1954’te Meliha ve Halit Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız'la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Türkan Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Türkan Şoray'ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlu’ nun dikkatini çeker. Türkan Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Türkan Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir. ***BİR YILDIZIN DOĞUŞU (1960’LAR)*** Türkan Şoray bu filmin ardından yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine.. 1960 yıllarla birlikte Türkan Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. ***İLK ÖNEMLİ AŞAMA*** “Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarını veren Türkan Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir. 1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te 1. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. İzleyicide Türkan Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Artık , senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirdi. ***HAYATINA YÖN VEREN ADAM*** Rüçhan Adlı’nın , Türkan Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı , Türkan Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandır. Türkan Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Türkan Şoray, bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir. İlişkilerinden sonra Türkan Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. ***SULTAN*** Türkan Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Türkan Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Türkan Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar. Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Türkan Şoray filmleri çevrilip , aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Türkan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Türkan Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır. Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Türkan Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film....gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Türkan Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermez. Böylece Türkan Şoray kanunları oluşur. *** TÜRKAN ŞORAY KANUNLARI*** 1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir. 2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir. 3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır. 4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır. 5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir. 6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz. 7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır. 8) Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz. 9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır. 10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır. 11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır. 12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır. 13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir. 14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır. 15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder. 16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir. 17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır. 18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez. Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Türkan Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır. *** TÜRKAN ŞORAY’IN SİNEMAMIZDAKİ YERİ*** 1960’larda 4 büyükler saltanatı söz konusudur. Fatma Girik; baştan itibaren dinamik canlı, girişken kolay yılmayan, daha erkeksi, yeni yaşama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakın bir tip, Filiz Akın; daha modern, toplumun Batı’ya dönük yüzüydü. O ince sarışın ve kırılgan kişiliğiyle halk kızlarını oynasa da pek inandırıcı olmayacak, daha çok zengin kızlarını, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farklı bir alana geçecekti. Hülya Koçyiğit, geniş bir canlandırma yelpazesi ve çok farklı kimliklere bürünme yeteneği olan, her sınıfa ait olabilen, kibar evin kızı. Türkan Şoray ise; güzel, çekici, alımlı bir kadın kişiliği yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda aynı başarıyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibarıyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan diğerine kolaylıkla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçının halk kızı veya burjuva dilberi tiplemelerini aynı ilgiyle kabul edecekti. Tip olarak da Türk kadınını yansıtmaktadır. Türk sinemasının en güzel resim veren kadın oyuncusudur. Sinemasal açıdan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardır. Halkın içinde gelmesi zor şartlarda büyümesi onu halka daha yakın kılacaktır. Türk sinemasında hiçbir kadın oyuncu onun gibi çevresinde yaygın bir etkinliğe sahip olmamıştır. Güzelliği hep abartılıdır ama sıcaklığı da tartışılmaz. Bu özellikleriyle sinemamızda farklı bir yer açar. Diğer kadın sanatçılara örnek olmuş, uygulamalarıyla da takip edilmiştir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu oluşu, en çok aşık olunan kadın oluşu, kendine has yasaklar koyuşu, her rolün altından başarıyla kalkması, farklı güzelliği, sıcaklığı, bir sultan, bir efsane oluşuyla ve diğer yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemiştir. ***1970’LER, TÜRKAN ŞORAY, SİNEMA VE TOPLUM*** Türkan Şoray, değişir gözüken bir şeylere karşın, 1970’lerin başlarında da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yılda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarların eserlerine el atılır fakat başarılı olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarım başarılar elde edilirken, Vukuat Var, gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanır. Ünlü yönetmenlerle (Atıf Yılmaz, Osman Seden, Halit Refiğ..) çalışmak da pek bir şey değiştirmez. 70’lerin başında yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artık daha değişik, daha farklı bir şey arama çabasındadır. 1972 yılında mesleki yaşamında yeni bir dönem açılır. Film sayısını ciddi anlamda azaltır. Bu yıla iki filmi damgasını vuracaktır. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Türkan Şoray attan düşer ve felç olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Olay, filme iyi bir reklam aracı olur. Asıl büyük tepkilere yol açan olay ise bir diğer filmi “Dönüş”tür. Çünkü Türkan Şoray’ın yönetmenlik denemesi yaptığı ilk filmdir. Türkan Şoray birçok çevrenin eleştirisine maruz kalır. Filmin başarılı olmayacağı düşünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve başarılı olur. Türkan Şoray, eleştirmenlerin, sinema uzmanlarının ve de “ciddi basın”ın dikkatini çeker. Film yılın en büyük iş yapan filmi olur. Türkan Şoray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrıca “Dönüş” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alır. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştirir fakat bu filmde başarılı olamaz. 70’lerin başlarında O hepsi birbirinin aynı, en azından benzeri dram veya komedilerden daha kişilikli, daha gerçekçi filmlere doğru kaymasında, belki yıllardır süre gelen aklı başında, sorumlu ve oldukça poltize bir eleştirinin katkısı olmuştur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yıllardaki genel havasıdır. Artık sinema da uzun yıllar sürdürdüğü pembe rüyadan uyanıyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkırlarında mekan bakmakta, köylü kadınların dramını keşfetmektedirler. Başta Türkan Şoray ve diğer ünlü starlar, gerçekten yaşamış ve yaşayan kadın portreleri çizmeye başlarlar. Konfeksiyon usulü yapılan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamlı yaklaşımlar, daha bütüncül çabalar alır. Artık her film ayrı bir proje olup, üzerinde çok daha dikkatle durulacaktır. 1976’da 3. Türkan Şoray yönetmenliği ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden sağlamlaştırmıştır. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalım” da oynar. Bu filmle Türkan Şoray’a en iyi kadın oyuncu ödülü gelir. ***1980’LER VE SONRASI TÜRKAN ŞORAY, TOPLUM VE SİNEMA*** Bu hızlı dönemden sonra Türkan Şoray bir süre setlerden uzak kalır. 1980’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yılanı Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artık yeni bir kuşak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayış doğuyordu. (1980’li –1990’lı yıllar boyunca Türkan Şoray’ da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bağımsız sinemanın önü açılır. 1980’lerde sinemamız artık daha aydın, daha incelmiş ürünler, büyük kentin orta sınıflarına dönük hikayeler vermeye başlayan daha özel bir alan olmaya doğru gidecektir. 1983’te şarkıcı ve türkücülerin oynadığı arabesk ağırlıklı filmler Türk Sinemasındaki yerini ne kadar korumaya çalışsa da, kadın dünyalarını sorgulayan “kadın filmleri” öne çıkmaya başlayacaktır. Değişen koşullar ve yaşanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yıllarında ikişer filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Şoray 1987’de bu sayıyı dörde çıkarır. 1980’li yıllar Türkan Şoray’ın hem mesleğinde hem de özel yaşamında önemli değişikliklere sahne olacaktır. Türkan Şoray kanunları yıkılacak, oynadığı “Mine” adlı filmiyle “kadın filmleri” akımını da açacaktır. Özel yaşamında ise yirmi yılını feda ettiği Rüçhan Adlı’ yı 1983’te terk edecek, aynı yıl sinema ve tiyatro sanatçısı Cihan Ünal ile evlenecektir. 1984’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kızı Yağmur dünyaya gelecektir. Türkan Şoray - Cihan Ünal çifti birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen işi yapmaz. 1987’de çift ayrılır. 1990’lı yılları da birkaç filmle kapatır Türkan Şoray. 1994’te babasını, 1995’te de büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeder. Bu yıllarda seyircisinin karşısına birkaç dizi filmle gelir. 2000 yılında çevirdiği “İkinci Bahar” adlı dizi ise diğerlerinden çok farklı bir yere sahip olacaktır. Türkan Şoray Türkiye eğitimine de katkıda bulunmuştur.1973 yılında yaptırmış olduğu ilköğretim okulu Istanbul'un Hisarüstü semtinde yer almaktadır. ***ÖDÜLLERİ*** • 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Acı Hayat • 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Vesikalı Yarim • 1973: 5. Adana Film Festivali - En başarılı kadın oyuncu, Mahpus • 1973: Moskova Film Şenliği (Rusya) - Özel Ödül, Dönüş • 1978: Taşkent Film Şenliği - Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü, Selvi Boylum Al Yazmalım • 1987: 27. Antalya Film Festivali - En iyi kadın oyuncu, Hayallerim, Aşkım ve Sen • 1990: 2. İzmir Film Festiali - Altın Artemis Onur Ödülü • 1992: 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali - En iyi kadın oyuncu, Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu • 1994: 6. Ankara Film Festivali - Emek Ödülü • 1994: 31. Antalya Film Festivali - En iyi kadın oyuncu, Bir Aşk Uğruna • 1996: 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Sinema Onur Ödülü • 1999: Roma Film Festivali - Büyük Ödül • 1999: 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali - Kadın Yönetmen Ödülü • 2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi - Zirvedekiler 2000 Ödülü • 2001: Akademi İstanbul - Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü
|